Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
[x]

deviantART

 

Anksiyete Belirtileri -1

Sat Jun 6, 2009, 3:10 AM
Islak bir facia denilecek kadar kuru sebeplerden ötürü dünyadan nefret ettim. Dünya ki üzerinde yaşayan sayısız hayata kendisini sıradan hissetmesi için elinden geleni yapmakta. Yeni doğmakta ve eski ölmekte. Seven unutmakta ve sevmeyen hatırlayarak ızdırap çekmekte. Dünya, kendisine zorlamakta herkesi. Bilakis hermoafroditleri… Ondan geriye kalanlar ise zaten dünyayı döndürmekle uğraşır. Dünyanın nüfusu hiçbir zaman çift sayı ile bitmemiştir. Misal şuan 6.792.818.543 kişi dünya üzerinde yaşamakta ve her insanın bir ikizi ya da diğer bir deyişle -diğer yanı- dünya üzerinde nefes alı;p vermekte. Bu demek oluyor ki yaşamakta olan bir kişi yalnız ve eş-siz bir şekilde yiyip içmekte, sıçmakta. Ama işte hayatın özünde bu yoktur. Çünkü var olabilen her şeyin bir de var olma sebebi vardır, onun zıttıdır bu. En basit anlatımla karanlık, ışıksızlıktır. Kötülük, iyiliksizliktir. Doğuluk, batısızlıktır veya kadınlık, erkeksizliktir. Madem bu çark bu düzene göre dönmekteyse, dünya üzerinde eş-siz yaşayan o kişi neyin karşılığıdır? Neye karşılık gelebilir ki o kişi? Çünkü zaten her şeyin bir karşılığı vardır ve bu yüzden var olabilmiştir her şey… Sadece bir şeyin tek olduğu öğretilmişti bize. O da tanrıydı. Yalnız olan hep tanrıydı. Ha! Ne büyük yanılgı. Tanrının da var olabilmesi için tanrısızlığın da var olması gerekir ve o tanrısızlıkta bir bedene gömülü;p dünyaya yollanmıştır. Gözlerden ırak olmalıdır tanrısızlık. Tek ve en güzel çözüm işte budur.
Gözlerimi ilk açtığımda loğusanın içindeydim. Hatırlıyorum her şeyi. Bana, hayatımı göstermişti bir melek, gözlerinin içinde. Kapkaraydı gözleri… İlk başta bakmaya korkmuştum ama emir büyük yerdendi. Tanrı, yaşayacaklarımı nasıl emrettiyse, bunları bilmemi de emretmişti. Bunları bilmeliydim ki aksi herhangi bir şey yapmamalıydım. Melek bunu fark etmiş olacak ki bu yaşadığım şeyi herkesin yaşadığını ve yaşamakta olduğunu söyledi. Daralmıştım… Bunu nasıl herkes yaşıyordu ki? Herkese yaşayacakları gösterilmeli midir? Bu doğru mudur? Hani benim ayrıcalığım? Herkesin zaten yaşadığı şeyi bir de niye ben yaşamalıymışım? Neden herkese yaşayacağı gösterilir ki?
Keşke içerideyken daha kuvvetli bir şekilde soluk alsaymışım. Kaba etime yediğim her şaplakta daha fazla bağırdım. Ama neye yarar? Suratıma yediğim şaplak, tuttuğum nefesi biranda yok ediverdi. Sustum… Bu dünyada öğreneceğim ilk dersti işte. Susmayanı sustururlar. Konuşmak gümüş ise sükut altındır. Sus ki derdini anlatabil. Bunlar benim ilk dersimden edindiğim önemli notlar…
İlk dersten bu yana tamtamına 20 yıl geçti. Nefret dolu, anlamsız bir 20 yıl… Şuan içinde bulunduğum anlamsızlığın en zirve yerindeyken, 20 yaşını doldurur doldurmaz her şeyden uzaklaşacağım. 20 yaşımda bana uzakta kalacak ve 20 yaşımdan arda kalanlarda…

  • Mood: Dumbfounded
  • Listening to: Aylin Aslim - Sen Mi
  • Reading: Ibrahim YILDIRIM - Kusevinin Efendisi
  • Watching: göze
  • Playing: hayallerle
  • Eating: hiçbirsey
  • Drinking: kahve

Devious Comments

love 0 0 joy 0 0 wow 0 0 mad 0 0 sad 0 0 fear 0 0 neutral 0 0
No comments have been added yet.

Journal History

Site Map