Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
[x]

deviantART

 

yeahh

Fri Dec 18, 2009, 7:31 PM
back to the turkish music.


---
ağzıma sıçıldı bu gece de!



.iyi de.neden bu gece kimse uyanmıyor?



kelimeler şöyle anlaşı;pta bir cümle kuramıyor beynimin içerisinde. haliyle bu durumda çokça canımı sıkıyor. yapamıyorum.çoğu şeyi yapamadığım gibi değil kendini anlatabilmek adına bir cümle kurabilmeyi iki kelimeyi yanyana getiripte konuşmayı bile beceremiyorum. Olmuyor. ne bu ne de başkası. olmuyor, yapamıyorum. hiçbirşeyi yapamıyorum.
-bin düşünü;p hiçbirşey yapmamak ne demek?- bilir misiniz?.. .işte bunun cevabını öğrenmek için uzman şahsıma danışabilirsiniz.
benimkisi kahrolası bir alışkanlık,
benim sorunum alınganlık.

çoğu zaman gölgeler görüyorum. tükürüyorum işte o gölgelere. elime geçen her fırsatta kedilerime yem ediyorum onları. siz neyin zıttısınız?

tik. tak. tik. tak.. zaman geçmiyor...
bunu ben yazdım fakat aynısını yarın akşam 7 saatlerinde yazmaya çalışırsam şöyle olurdu;
tik. tak. tik. tak.. zaman ne çabukta geçti!

.yuvarlak.



.bir çengelli iğne hayat kurtarır.evet. nasıl ki? şöyle oluyor; çengelli iğnenizi sağ kürek kemiğinizin olduğu taraflarda bir noktaya sokup derinin içine giren kısmını hafifçe yukarıya kaldırın. ve şimdi 6 dakika bu şekilde bekleyin. gördüğünüz gibi işe yarıyor.kaslar gevşiyor vallahi.


şunu düşledim şimdi. heryer bembeyaz olsa. ama öyle böyle değil. rinso beyazlığı hiç değil! öyle beyaz ki heryer bembeyaz olduğu için beyazın beyaz olduğunu kavrayamasa beyin. öyle beyaz olsa işte.ve sonra içinde sağ üst köşede biryerlerde bir küçük siyah nokta olsa göz neyi görür? göz neyi görür ama neye bakar? ya da tamtersini düşün. heryerin karanlık olduğunu düşün.yada doğuştan kör olduğunu falan düşün. bunca yıl o içinde bulunduğun şeyin ne olduğunu bilmiyorsun.veyahut bildiğini sanıyorsun.çünkü gözleri gören her insan senin sürekli siyahı gördüğünü söylüyor. yada bunu dile getirmiyorda işte diyor; -"hayatta binbir türlü renk var" sende diyorsun ki -"ama ben körüm." işte o da şuanda hiç vakit kaybeten sana cevabı yapıştırıyor -"işte seninde gördüğün renksizlik.karanlık.siyah" bu diyalog bu kadar sürüyor.. düşünüyorsun.ben hep siyahı görüyorsam ve şayet bunun içinde küçücük bir beyaz görsem.benim gözlerimde artık gören göz olmaz mı? öyle değil midir? benim sorunum ne maviyle ne de kırmızıyla. yeşille hele hiç bir sorunum yok. çünkü hiçbirini tanımam etmem. benim sorunum başka. ben farkı ayırt edemiyorum. çünkü benim için herşey aynı. farklılık yok. anlatabiliyor muyum? benim sakatlığım bu? körlüğümün sebebi bu. yoksa gayet bende sizler gibi normal bir insanım. ama benim sakat gözlerim farklılığı göremiyor. fark nedir bilmiyor çünkü!

  • Mood: Depressed
  • Listening to: ertug - tek yürek
  • Reading: -
  • Watching: 500 days of summer
  • Playing: -
  • Eating: -
  • Drinking: -

artik

Tue Nov 17, 2009, 12:44 PM
burası tek sığınağım.

  • Mood: Depressed
  • Listening to: Norrda - I Know
  • Reading: -
  • Watching: -
  • Playing: -
  • Eating: -
  • Drinking: -

beni

Fri Oct 30, 2009, 10:18 AM
ölüm cezbeder.

  • Mood: Sadness
  • Listening to: She&Him - Why Do You Let Me Stay Here
  • Reading: kiramen katibin
  • Watching: herseye
  • Playing: cinlerle
  • Eating: yemiyorum
  • Drinking: salt kahve

kurs

Mon Oct 26, 2009, 6:54 AM
hayal peşinde koşmak istiyordum.ilk adımı attım bir şekilde.ve.kursa başladım.orada her çizdiğimi buraya koymaya karar verdim.belki geliştiğimi görebilirim ve bu benim için bir umut olabilir.dedim.kendi kendime.iyi niyetlerle..daha şimdiden .onüç.-13- çizim ekledim bile.umarım bunu devam ettiririm.ve bana bir şekilde faydası olur.bu eklemelerim...
*************
13.bu benim uğurlu rakamım.tanışın.herkes korkar ve dolayısıyla nefret eder kendisinden.ama ben ona sahip çıkarım.kollarımla sararım.ve uğur getirir.inadına!

  • Mood: Dumbfounded
  • Listening to: Clara Luzia - Fine
  • Reading: kiramen katibin
  • Watching: herseye
  • Playing: cinlerle
  • Eating: yemiyorum
  • Drinking: salt kahve

Anksiyete Belirtileri -1

Sat Jun 6, 2009, 3:10 AM
Islak bir facia denilecek kadar kuru sebeplerden ötürü dünyadan nefret ettim. Dünya ki üzerinde yaşayan sayısız hayata kendisini sıradan hissetmesi için elinden geleni yapmakta. Yeni doğmakta ve eski ölmekte. Seven unutmakta ve sevmeyen hatırlayarak ızdırap çekmekte. Dünya, kendisine zorlamakta herkesi. Bilakis hermoafroditleri… Ondan geriye kalanlar ise zaten dünyayı döndürmekle uğraşır. Dünyanın nüfusu hiçbir zaman çift sayı ile bitmemiştir. Misal şuan 6.792.818.543 kişi dünya üzerinde yaşamakta ve her insanın bir ikizi ya da diğer bir deyişle -diğer yanı- dünya üzerinde nefes alı;p vermekte. Bu demek oluyor ki yaşamakta olan bir kişi yalnız ve eş-siz bir şekilde yiyip içmekte, sıçmakta. Ama işte hayatın özünde bu yoktur. Çünkü var olabilen her şeyin bir de var olma sebebi vardır, onun zıttıdır bu. En basit anlatımla karanlık, ışıksızlıktır. Kötülük, iyiliksizliktir. Doğuluk, batısızlıktır veya kadınlık, erkeksizliktir. Madem bu çark bu düzene göre dönmekteyse, dünya üzerinde eş-siz yaşayan o kişi neyin karşılığıdır? Neye karşılık gelebilir ki o kişi? Çünkü zaten her şeyin bir karşılığı vardır ve bu yüzden var olabilmiştir her şey… Sadece bir şeyin tek olduğu öğretilmişti bize. O da tanrıydı. Yalnız olan hep tanrıydı. Ha! Ne büyük yanılgı. Tanrının da var olabilmesi için tanrısızlığın da var olması gerekir ve o tanrısızlıkta bir bedene gömülü;p dünyaya yollanmıştır. Gözlerden ırak olmalıdır tanrısızlık. Tek ve en güzel çözüm işte budur.
Gözlerimi ilk açtığımda loğusanın içindeydim. Hatırlıyorum her şeyi. Bana, hayatımı göstermişti bir melek, gözlerinin içinde. Kapkaraydı gözleri… İlk başta bakmaya korkmuştum ama emir büyük yerdendi. Tanrı, yaşayacaklarımı nasıl emrettiyse, bunları bilmemi de emretmişti. Bunları bilmeliydim ki aksi herhangi bir şey yapmamalıydım. Melek bunu fark etmiş olacak ki bu yaşadığım şeyi herkesin yaşadığını ve yaşamakta olduğunu söyledi. Daralmıştım… Bunu nasıl herkes yaşıyordu ki? Herkese yaşayacakları gösterilmeli midir? Bu doğru mudur? Hani benim ayrıcalığım? Herkesin zaten yaşadığı şeyi bir de niye ben yaşamalıymışım? Neden herkese yaşayacağı gösterilir ki?
Keşke içerideyken daha kuvvetli bir şekilde soluk alsaymışım. Kaba etime yediğim her şaplakta daha fazla bağırdım. Ama neye yarar? Suratıma yediğim şaplak, tuttuğum nefesi biranda yok ediverdi. Sustum… Bu dünyada öğreneceğim ilk dersti işte. Susmayanı sustururlar. Konuşmak gümüş ise sükut altındır. Sus ki derdini anlatabil. Bunlar benim ilk dersimden edindiğim önemli notlar…
İlk dersten bu yana tamtamına 20 yıl geçti. Nefret dolu, anlamsız bir 20 yıl… Şuan içinde bulunduğum anlamsızlığın en zirve yerindeyken, 20 yaşını doldurur doldurmaz her şeyden uzaklaşacağım. 20 yaşımda bana uzakta kalacak ve 20 yaşımdan arda kalanlarda…

  • Mood: Dumbfounded
  • Listening to: Aylin Aslim - Sen Mi
  • Reading: Ibrahim YILDIRIM - Kusevinin Efendisi
  • Watching: göze
  • Playing: hayallerle
  • Eating: hiçbirsey
  • Drinking: kahve

Journal History

Site Map